2- Necâsetden Tahâret

Bedende, elbisede ve namâz kılacak yerde necâset, pislik bulunmamakdır. Baş örtüsü, başlık, sarık, mest ve na’lın da elbiseden sayılır. Boyuna sarılı atkının sarkan kısmı, namâz kılan ile birlikde hareket etdiği için elbise sayılır ve burası temiz olmazsa, namâz kabûl olmaz. Yaygının, basdığı ve başını koyduğu yeri temiz olunca, başka yerinde necâset bulunursa, namâz kabûl olunur. Çünki yaygı, atkı gibi bedene bitişik değildir. Fekat kapalı şişe içinde, idrâr taşıyanın namâzı câiz olmaz. Çünki, şişe bevlin meydâna geldiği yer değildir. [Bundan anlaşılıyor ki, cebinde kapalı kolonya, ispirto, tentürdiyot şişesi veyâ kapalı kutudaki kanlı mendil, necs bez varken namâz kılmak câiz değildir.] İki ayağın basdığı ve secde etdiği yerin temiz olması lâzımdır. Necâset üstüne örtülü bez, cam, naylon üstünde namâz kabûl olur. Secdede etekleri kuru necâsete değerse, zararı olmaz.

Deride, elbisede, namâz kılınan yerde, (dirhem mikdârı) veyâ dahâ çok kaba necâset yok ise, namâz kabûl olur ise de, dirhem mikdârı bulunursa, tahrîmen mekrûh olur ve yıkamak vâcib olur. Dirhemden çok ise, yıkamak farz olur. Az ise sünnetdir. Şerâbın damlasını da yıkamak farzdır. İmâmeyne [İmâm-ı Ebû Yûsüf ve İmâm-ı Muhammede] göre ve diğer üç mezhebde kaba necâsetlerin hepsinin zerresini bile yıkamak farzdır. Necâset mikdârı, bulaşdığı zemân değil, namâza dururken olan mikdârıdır.

Dirhem mikdârı, katı necâsetlerde, bir miskâl, ya’nî dört gram ve seksen santigram ağırlıkdır. Akıcı necâsetlerde, açık el ayasındaki suyun yüzü genişliği kadar yüzeydir. Bir miskâlden az olan katı necâset elbisenin, avuc içinden dahâ geniş yüzüne yayılınca namâza mâni’ olmuyor.

Necâset iki dürlüdür: