3-Sünnet

3- SÜNNET: Allahü teâlânın açıkca bildirmeyip, yalnız Pey-gamber efendimizin yapılmasını övdüğü, yâhud devâm üzere kendisinin yapdığı veyâhud yapılırken görüp de mâni’ olmadığı şeylere “Sünnet” denir. Sünneti beğenmemek küfrdür. Beğenip de yapmıyana azâb olmaz. Fekat özrsüz ve devâmlı terk eden itâba, azarlanmaya ve sevâbından mahrûm olmaya lâyık olur. Meselâ, Ezân okumak, ikâmet getirmek, cemâ’at ile namâz kılmak, abdest alırken misvâk kullanmak, evlendiği gece yemek yidirmek ve çocuğunu sünnet etdirmek gibi.

Sünnet iki çeşiddir:

Sünnet-i Müekkede: Peygamber efendimizin devâmlı yapdıkları, pek az terketdikleri kuvvetli sünnetlerdir. Sabâh na-mâzının sünneti, öğlenin ilk ve son sünnetleri, akşam namâzı-nın sünneti, yatsı namâzının son iki rek’at sünneti böyledir. Bu sünnetler, aslâ özrsüz terk olunmaz. Beğenmeyen kâfir olur.

Sünnet-i Gayr-i Müekkede: Peygamber efendimizin, ibâdet maksâdı ile arasıra yapdıklarıdır. İkindi ve yatsı namâzlarının dört rek’atlık ilk sünnetleri böyledir. Bunlar çok kerre terk olu-nursa, bir şey lâzım gelmez. Özrsüz olarak büsbütün terk olu-nursa itâba ve şefâ’atden mahrûm olmaya sebeb olur.

Beş-on kimseden birisi işlese, diğer müslimânlardan sâkıt olan sünnetlere de “Sünnet-i alel-kifâye” denir. Selâm vermek, i’tikâfa girmek gibi. Abdest almağa, yimeğe, içmeğe ve her mü-bârek işe başlarken besmele çekmek sünnetdir.